‘’Amatör denizcileri rahat bırakın’’
‘’Türkiye’de amatör denizciliğin gelişmesi için yeni kurallar çıkarmak yerine denizcileri rahat bıraksalar sektör kendiliğinden büyüyecektir’’ diyen Amatör Denizcilik Federasyonu Başkanı Teoman Arsay, MTV yerine getirilen bağlama kütüğüne kayıt zorunluluğunun da en az MTV kadar haksız olduğunu savundu.
Türkiye’de amatör denizcilerin sıkıntılarını gidermek ve denize ilgiyi artırmak için sekiz sene önce kurulan ADF’nin 56 üyesi bulunuyor. ADF, çatısı altında sualtı ve suüstü spor faaliyetlerini temsil eden dernekleri barındırıyor. Denizcilik Müsteşarlığı’nın vermiş olduğu yetkiyle Amatör Denizci Belgesi ve Kısa Mesafe Telsiz Operatörü Yeterlik Belgesi sınavlarını düzenlemesine rağmen ADF, Amatör Denizci Belgesi’nin zorunlu olmasına karşı. Nedenini ADF Başkanı Arsay şöyle açıklıyor: ‘’Amatör Denizci Belgesi’nin (ADB) sınavını biz yapıyoruz ama böyle bir belgenin zorunlu olması bize anlamsız geliyor. Amatör denizcilik bir meslek değil hobi olduğu için denizcilikte gelişmiş ülkelerde bu belge isteğe bağlı olarak alınmakta. İnsanlar denize çıkmak istiyorlar ama biz önlerine belge zorunluluğu getiriyoruz. Biz, belge kalksa eğitim ve kurs isteyenlerin sayısının artacağına inanıyoruz. İnsanlara ‘ehliyet al da denize çık değil, öğren de denize çık’ diyerek çağrıda bulunmalıyız.’’ Dileyen amatör belge edinerek, dileyen amatör belge edinmeden denize açılabilmelidir.
‘’MTV gitti başka bir haksız uygulama geldi’’
‘’Türkiye’de amatör denizcilik sanıldığı kadar kolay ve rahat değil’’ diyen Arsay zorlukları şu sözlerle dile getirdi: ‘’ Altı yıl önceye kadar biz amatörler, Gemiadamları Yönetmeliği’nin içindeydik. Denizcilik Müsteşarlığı, bizi 2004 yılında ayrı bir yönetmeliğe bağladı. Biz rahat bırakılmak istiyoruz. Denizde çalışanlar ile denizi kullananlar arasında tabii ki bir fark var/olacaktır. Deniz ticareti, ulaştırması, seyir emniyeti ve gemi üretimi yanında denizde çalışanlara hizmet ve yön veren ve profesyonel/sanayi sektörüne hitap eden Denizcilik Müsteşarlığı’na kendimizi anlatmakta çok zorlandık. MTV kalktı, ancak yerine en az MTV kadar gereksiz, temelsiz bağlama kütüğü uygulaması getirildi. Örneğin, 4500 civarında vatandaş ödedikleri MTV’den çok daha fazla harç öder hale geldiler. Amaç denizi kullanmak ve denizcileşmek ise bu tür ödemeler hiç olmamalıdır . Nitekim, denizcilikte gelişmiş ülkelere baktığımızda, ne yıllık ödenen vergi, ne de kayıt zorunluluğu vardır. Kaldı ki temel yasalarımız bizlerin teknelerinin kaydını zorunlu tutmuyor.
İnsanlardan her sene tekne kayıtlarının yenilenmesi/vize edilmesi isteniyor. Ayrıca, teknemi iki sene kullanmasam dahi harç ödemek zorundayım. Oysa, temel kanunlarımıza göre benim teknemi kayıt ettirmem isteğime bırakılmış. Amatör denizci sayısının artması ve amatörlerin filosunun büyümesi, bu kadar çok engelle mümkün değildir. Türkiye’den bir tekneyle yurtdışına çıkmak istediğinizde işlemleri en az 5 saat sürüyor. İngiltere’de ise örneğin, gümrüğe hitaben bir formu doldurup posta kutusuna atmanız yetiyor. Atlantik gezimizde 34 ülkeye uğradık ama hiçbirinde ehliyet sorulmadı, ülkelerinde seyahat izni verildi. Amerika’da teknenizi isterseniz kayıt ettiriyorsunuz ve en yüksek kayıt ücreti de 60 dolardır. Amerika ve İngiltere’de kayıt, yurtdışına çıktığınız zaman gerekiyor. Amerika’da kayıtlı tekne sayısı 12 milyon ama toplam tekne sayısı bunun bir kaç katı.’’
Bayraksız kalan tekneler var
Amatör denizcilere bir anlamda üvey evlat muamelesi yapıldığını söyleyen Arsay, ‘’Bizim barınağımız yok, yer bulmakta çok zorluk çekiyoruz. Balıkçı barınakları yaşam yerlerine çok uzak, marinalar ise pahalı. Tekne sahiplerinin tekne barındırma sorunu var. Balıkçı barınakları daha adil kullanabilecek şekilde çalışmalar yapılabilirdi. Kentler yakınındaki balıkçı barınaklarının bir kısmı balıkçılara diğer kısmı pontonlar ilavesiyle amatör denizcilere tahsis edilebilirdi’’ dedi.
Vergi sorunlarının hala devam ettiğini ifade eden Teoman Arsay, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Geçen sene üç ay süresince yabancı bayraktan kullanılmış olarak ithalde veya iç ve dış piyasadan yeni alımda tekne getirmek %0 ÖTV, %1 KDV ödeyerek mümkün oldu. Tam anlaşılamamış ve çok kısa süreliğine olmasına rağmen Türk bayrağına geçen tekne sayısı 1.200’ün üstündedir. Uygulama bitti, kullanılmış tekne ithalatı yeniden yasaklandı, ilk alımda ÖTV+KDV bileşkesi tekrar tekne kıymetinin %27,44’üne yükseldi. Türk bayrağına geçmek için bayraktan düşen birçok tekne de yetişmediği için bayraksız kaldı. Ancak karar alıcılarda şöyle bir yanlış kanı var: Tekne sahipleri, teknelerini zaten yurtdışına binlerce dolar ödeyerek yabancı bayrak altında kaydettiriyordu,, şimdi MTV’yi de kaldırdık artık bu paraları bize ödeyin deniyor. Böyle bir pazarlık söz konusu olamaz. Örneğin Amerikan bayrağının cazibesi bizim kendi teknemize kendi bayrağımızı çekemeyişimizin sonucudur. Birçok tekne sahibi kayıtlı olduğu bayrağı sarıyor, göstermek istemiyor. İnsanlar kendi bayrağında gezmek istiyor. Her tekne, taşıdığı bayrakla o ülkenin alanını büyütür. Konu/sorun bu denli basittir.














0 Yorum
Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumu yazmak ister misiniz?.