Hep konuşuyoruz ama hiç başlayamıyoruz…
Dergimizin dördüncü sayısında dosya konusu olarak koster filosunu mercek altına aldık ve hep konuşulduğunu ama hiçbir şey yapılmadığını gördük. Koster filosunun yenilenmesi gibi çok konu var aslında, yıllarca konuşulduğu halde bir inç yol alınamayan. 1989 yılından beri gündemde olan Haydarpaşa Limanı’nın kapatılması mesela. Kapatamadığımız gibi açamıyoruz da!
Çavdarlı ve Filyos limanları, Lojistik üs yolundaki adımlardan biriydi. Ama hala atamadık o adımları. Coğrafi konumumuz ve transit yükler konusuna hiç girmeyelim, gümrüğe takılır çıkamayız sonra.
Koster filosunu dönelim biz tekrar, onların çıkaramadığı ses olalım. Türk deniz ticaret filosunun alt yapısıdır ne de olsa. Tonaj olarak küçük gözükürler ama adet olarak çokturlar. Türkiye’nin ithalat ve ihracat yüklerinin taşınmasında söz sahibidirler. Akdeniz ve Karadeniz çanağında çalışırlar. Kumanyalarını, yakıtlarını, yedek parçalarını Türkiye’den tedarik ederler. Havuza Türk tersanelerinde girerler. Ülkeye ekonomik katkıları ve istihdam potansiyelleri de büyüklere nazaran daha fazladır.
Koster sahipleri Türk deniz ticareti için çok önemliyiz diyorlar fakat büyüklüklerini göstermekte ve sıkıntılarını anlatmakta zayıf kalıyorlar. Çünkü bir araya gelemiyorlar. Deniz Ticaret Odası’nı eleştiriyorlar bizi temsil etmiyor diye ama kendileri de bir birlik kuramıyorlar. Herkes kendi gemisinin kaptanı. Basiretli olanlar fırtınaya rağmen yol alabiliyor, olmayanlar ise her fırtınada biraz daha su alıp batıyor.
Koster filosunun yenilenmesi için 2000 yılının başında ciddi adımlar atılmış ve çalışmalar yapılmış ama bir sonuç çıkmamış. Bu da gemi sahiplerini soğutmuş olsa gerek. Aynı günlerde kurulan ‘Koster Armatörleri Derneği’nin bile sadece adı kalmış.
Bugün çok zor günler geçiriyor koster armatörleri. Ekonomik kriz, iyi kazandıkları beş seneyi unutturmuş. Ceptekileri de tüketmişler. Krize kasasında 1-2 milyon dolarla yakalananlar dahi bugün düşük faizli işletme kredisi arıyorlar, personel maaşlarını ödeyebilmek için. Devletten de umutlarını kesmişler. Sıkıntılarını kendi içlerinde çözecekler mecburen. Çözümün adresi de birliktelikten geçiyor. Herkes bu konuda hemfikir ama kimse taşın altına elini koymuyor.
Oysa gemi finans uzmanlarına göre, uluslararası bankalar kredi musluklarını açsalar dahi, küçük armatörler eskisi kadar kolay kredi bulamayacak. Bu süreç küçük firmaların oyundan çıkmasına ya da birkaç firmayla birleşerek güç birliği yapmalarına neden olacak. Bir havuz veya kooperatif gibi birliktelik sağlanırsa insan kaynakları daha verimli kullanılabilir. Uyum sağlayamayan gemiadamları da elenmiş olur rahatlıkla. Klas kuruluşları ve sigortacılar ile daha güçlü oturulabilir pazarlık masasına. Rus, Ortadoğu ve Avrupalı armatörlere karşı daha güçlü olunabilir.
Sektörün böyle birlikteliğe olan inancını ise şu fıkra anlatıyor en güzel…
“Cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış. İçinde sıcak kaynayan yağ olurmuş. Günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş. Kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasına vurarak geri kazana sokuyormuş. Baş zebani bir bakmış diğer kazanlarda herkes çıkmaya çalışıyor ama Türkiye’nin kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyor. Baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve sormuş;
- Niçin Türkiye’nin kazanından kimse çıkmıyor yoksa orda günahkâr yok mu?
Zebani cevap vermiş:
- Olmaz mı, ama çıkmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor…














0 Yorum
Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumu yazmak ister misiniz?.